Grayscale’in araştırma başkanı Zach Pandl, tokenizasyonun tek bir yatırım fırsatı değil, farklı aşamalarda farklı kazananların ortaya çıkacağı uzun vadeli bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Pandl, Fransa’nın Cannes kentinde düzenlenen EthCC konferansında yaptığı açıklamada, tokenizasyon trendinin hala emekleme aşamasında olduğunu vurguladı.
Blockchain altyapısı üzerinden tahvil, fon ve hisse senedi gibi finansal varlıkların mülkiyetinin kaydedilmesi, transferi ve takası sürecini ifade eden tokenize varlıklar sektörü hızla büyüyor. Ancak 27 milyar dolarlık mevcut büyüklüğü, küresel sermaye piyasalarının yalnızca yüzde 0,01’lik bir kesrini temsil ediyor.
BCG ve Ripple tarafından hazırlanan ortak rapora göre bu rakamın 2033 yılına kadar 19 trilyon dolara yaklaşması bekleniyor.
Birincil kaynak: X iconX (Twitter)
Kurumların Gözü İzinli Ağlarda
Pandl, büyük bankaların ve varlık yöneticilerinin tokenizasyon fırsatını anladığını ancak bu yeniliklerden faydalanmak için sermayeyi nereye yönlendirecekleri konusunda hala kararsız olduklarını söyledi. Araştırma başkanı, kurumların şu anda en çok stablecoin’ler ve tokenizasyon konularına odaklandığını ifade etti.
Tokenizasyonun ilk aşamasında başarılı olacak projelerin, geleneksel finanstan uzaklaşmak yerine ona daha çok benzeyeceklerini tahmin eden Pandl, kurum odaklı ve izinli sistemlerin öne çıkacağını belirtti. Bu sistemler özellikle gizlilik, kimlik doğrulama ve kontrol gibi pratik sorunlara çözüm sunuyor.
Canton Network Erken Dönem Kazanan Olabilir
Pandl, DRW, TradeWeb, Goldman Sachs ve Nasdaq gibi Wall Street devlerinin desteklediği Canton Network’ün tokenizasyonun bu erken aşamasında potansiyel kazanan olabileceğine işaret etti.
Araştırma başkanı, Canton’un yaklaşımının günümüz finansal sisteminin sadece hafif bir yükseltilmiş versiyonunu temsil etmesine rağmen, kısa vadeli ilerleme arayan yatırımcılar için makul bir yatırım seçeneği olduğunu ifade etti.
Bu değerlendirme, küresel düzenleyici baskının arttığı bir dönemde önem kazanıyor. ABD’de SEC ve CFTC arasındaki yetki tartışmaları sürerken, Avrupa’da MiCA düzenlemesi uygulamaya kondu.
Kurumsal oyuncular düzenleyici belirsizlikleri azaltmak için izinli ağlara yönelme eğilimi gösteriyor.
Avalanche ve Ethereum Sonraki Aşamalarda Devrede
Tokenizasyonun ikinci aşamasında hibrit modellerin hakimiyet kurabileceğini belirten Pandl, Avalanche gibi platformları bu kategoride değerlendirdi. AVAX projesi, hem izinli hem de izinsiz alt ağlar sunma kapasitesiyle kurumsal ve merkezi olmayan dünya arasında köprü kuruyor.
Son olarak, daha iddialı, küresel ve merkezi olmayan platformların üçüncü dalgada öne çıkacağını söyleyen Pandl, Ethereum’u bu kategorinin en güçlü adayı olarak gösterdi.
Ancak bu aşamaya geçişin, mevcut düzenleyici çerçevelerin olgunlaşmasını ve kurumsal oyuncuların merkezi olmayan yapılara olan güveninin artmasını gerektirdiğini vurguladı.
Avrupa Birliği’nin MiCA düzenlemesi, merkezi olmayan protokolleri büyük ölçüde kapsam dışı bırakırken, akıllı sözleşme platformlarının hukuki statüsü belirsizliğini koruyor. Bu durum, Ethereum gibi tamamen merkezi olmayan ağların kurumsal benimsenmesini geciktirebilir.
Aşamalı Yatırım Stratejisi Önerisi
Pandl’in analizi, tokenizasyon yolculuğunda farklı zaman dilimlerinde farklı risk profilleri sunan platformlara yatırım yapılması gerektiğini ortaya koyuyor. Kısa vadeli ve düşük riskli getiri arayan kurumsal yatırımcılar Canton gibi izinli ağları tercih edebilir.
Orta vadede daha yüksek potansiyel getiri hedefleyenler ise Avalanche gibi hibrit modellere yönelebilir.
Uzun vadeli ve yüksek risk toleransına sahip yatırımcılar için Ethereum, tokenizasyonun nihai hedefine en yakın platform olarak öne çıkıyor. Ancak bu vizyonun gerçekleşmesi, küresel düzenleyici uyumun sağlanmasına ve merkezi olmayan yapılara olan kurumsal güvenin artmasına bağlı.
Federal Reserve’ün 2026 boyunca faiz politikasındaki belirsizlik ve makroekonomik koşullar, kurumsal sermayenin kripto varlıklara akışını doğrudan etkiliyor. Yüksek faiz ortamı, kurumların daha az riskli ve düzenleyici açıdan daha güvenli izinli ağları tercih etmesine neden olabilir.
Tokenizasyonun Düzenleyici Geleceği
Tokenizasyon alanındaki en büyük belirsizlik, düzenleyici çerçevelerin nasıl şekilleneceğiyle ilgili. ABD’de dijital varlık düzenlemesi hala Kongre’de beklerken, eyalet düzeyinde Wyoming ve New York gibi bölgeler kendi düzenlemelerini oluşturuyor.
Bu parçalı yapı, kurumların federal düzeyde netlik beklemesine neden oluyor.
Avrupa’da MiCA düzenlemesinin tam olarak uygulanması, tokenize varlıkların hukuki statüsünü netleştirmesi bekleniyor. Ancak mevcut düzenlemeler çoğunlukla merkezi yapıları hedeflerken, Ethereum gibi merkezi olmayan ağların düzenleyici konumu belirsizliğini koruyor.
Bu durum, Pandl’in öngördüğü aşamalı geçiş senaryosunu destekliyor.
Asya’da ise Singapur ve Hong Kong, tokenizasyon için daha açık düzenleyici ortamlar sunarak kurumsal oyuncuları çekmeye çalışıyor. Küresel düzenleyici arbitraj, hangi yargı bölgelerinin tokenizasyon merkezleri haline geleceğini belirleyecek.
Yatırım Tavsiyesi Değildir: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Kripto varlık yatırımları yüksek risk içerir. Yatırım yapmadan önce kendi araştırmanızı yapın.